14 Şubat 2018 Çarşamba

Mim: Kurgusal Aşklar

M E R H A B A L A R  dostlarım
Bir sevgililer gününü daha yalnız geçirmekteyken fark ettim ki aslında bir okur olarak hiç de yalnız değiliz. İstemediğimiz kadar kurgusal sevdiceğimiz var. Vampirinden tutun da18. yüzyıl beyefendisine kadar bayağı da geniş bir yelpazeye sahipler hatta :D Hal böyle olunca günün anlam ve önemine uygun bir mim başlatmak istedim ben de. Mim aşırı fangirllük içerir şimdiden uyarıyorum. 

Öyleyse kemerlerinizi bağlayın, başlıyorum!

1. Birlikte Dünyayı Dolaşmak İstediğim-Finch (Hayatın Kıyısında)
Etrafındaki ufak şeylerin bile keyfi çıkarabilen, onlara anlam yükleyebilen Finch'ten iyisini mi bulacağım yol arkadaşı olarak? Ayrıca mümkünse ATZİG'ten Gideon'u tur rehberi, Cressten de Thorn'u şoförüm olarak istiyorum. Hayır hiç de çok olmadım.

2.  Hem Eğlenilecek Hem de Evlenilecek Olan-Peeta Mellark (Açlık Oyunları)
Peeta her zaman all time favorite karakterlerimden biri olacak. Ben ki okuduğum kitapları tekrar okumam ama Açlık Oyunları serisinin hala bazı bölümlerini açar açar okurum. Bu bölümler de çoğu zaman Peetanın kalpleri eriten cevaplarının olduğu bölümler oluyor. Mesela Katniss'e "Benim kabuslarım genelde seni kaybetmek üzerine." dediğinde ben çoktan kalpten gitmiştim zaten.

3. Göründüğü Gibi Soğuk/Sert Olmayan-Karanlıklar Efendisi (Gölge ve Kemik)
Şimdi burada Karanlık Efendisi aslında çok minnoş, ponçik falan demeyeceğim tabii ama ben onu kötüler grubuna da koymuyorum. Ne yaptıysa milletini -grishaları- boyunduruk altından kurtarmak için yaptı. Başta Alina ve saz arkadaşları Karanlıklar Efendisinin planlarını bozmasalardı Karanlıklar Efendisi de aşırıya kaçmayacaktı. 

4. Birlikte Issız Adaya Düşmek İstediğim-Cricket (Lola ve Komşu Çocuk)
Cricket'in mühendislik yetenekleri sayesinde o ıssız adada bile konforlu bir şekilde yaşar gideriz. Uzaya roket bile fırlatırız valla.

5. Sabahlara Kadar Mesajlaşmak İstediğim-Leo Leikke (Poyraza Çare)
Bu maddeyi sırf Leo Leikke için eklediğim doğrudur. Çünkü kendisi kalbe zararlı mailler yazmada bir numara. (Not: Kalp ve şeker hastaları uzak dursun.)

6. Battaniyelere Sarıp Sarmalamak İstediğim-Dorian Havilliard
Ya bu çocuğun çektiği nedir sorabilir miyim? Ne aileden, ne sevgilisiden, ne de dosttan yana şansının pek yaver gittiği söylenemez. Tüm talihsizlikler bu çocuğu buluyor. Gel annem, kollarıma gel, ben seni korurum.

7. Birlikte Dünyayı Yönetmek İstediğim-Rhysand (Sis ve Öfke Sarayı)

Bilemiyorum bunun için açıklamaya gerek var mı? Hani mükemmeliğin  vücut bulmuş hali olmasının yanında halkını korumak için göze aldıkları, sabırlı oluşu ve eşinin kararlarına duyduğu saygı Rhysand'a benim yanımda bir taht kazandırıyor :D 

8. Birlikte Baloya Gitmek İstediğim-Darcy (Gurur ve Önyargı)
Herhalde bu gerçekleşse Bay Darcy bana dans sözü verdiğine pişman olur ama ayaklarına verdiğim ciddi boyutta zarardan dolayı bir süre balolara katılamamaktan da memnun olurdu gibi geliyor.

Evet harem kurdum resmen kendime hahah. Listeye giremeyenler de üzülmesinler, gönlü geniş biriyimdir kalbimde herkese yer var. Kendimi durdurmasam bu liste artık sonsuza kadar uzar giderdi. Siz listedeki beyleri nasıl buldunuz peki? Ortak noktalarımız var mı? Buyrun yorumlara! Adet yerini bulsun diye de Rüya Kitaplık blogundan Ecrin'i, Bellenin Kütüphanesinden Belleyi, Gezegenin Sihrinden İrem'i ve Şule Uzundereyi mimliyorum. Tabii okuyan herkes de davetlimdir :))

Ayrıca Dünya Öykü Gününüz de kutlu olsun! Bana bir öykü önerisinde bulunmak ister misiniz?

Güldük eğlendik şimdi kaldığım yerden gerçeklerle yüzleşmeye geri gidiyorum.

4 Şubat 2018 Pazar

Mim: Sinema ve Ben

M E R H A B A L A R
Görmemiş olmanız imkansız olan bir mimle karşınızdayım. Mimi sevgili Öneri Makinesi başlatmış. Beni de Kitabın DNA'sı blogundan sevgili İrem mimleyince ve sorular birbirinden keyifli olunca yapıverdim hemen. Hatta şu ana kadar yaptığım en hızlı mim bile olabilir :D

1. Sinemada izlediğin ilk film?
Keşke buna Harry Potter ve Felsefe Taşı diyebilsem ama sinemasever bir ailede olmayınca sinemayı sınıfça gittiğimiz Kayıp Balık Nemo filmiyle keşfetmiştim. Gerçi çok da büyük bir iz bırakmamış anlaşılan bende ki çok merakla beklediğim filmler hariç sinemaya pek gitmem :D

2. Film en güzel ...'da/a izlenir.
Çok seçici olmadığımdan buna rahatsız edilmeyeceğim her ortam diye cevap vereceğim. Aslında izleme kalitesini düşününce sinema diyesim geliyor ama sinemadaki kalabalıkta rahat edemediğim anlar oluyor. Mesela salya sümük ağlayamıyorum :D

3. Film izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler?
Allahım ne kadar da düz bir insanım. Buraya yazacak havalı bir şeyim olsun isterdim ama öyle özel bir rutinim yok :D

a. Tek başına mı, kalabalık mı?
Sinemada izliyorsam kalabalık. Çok kalabalığa da gerek yok gerçi bir kişi de yeter bana. Evde izliyorsam da hiç fark etmez. Film izleyeceğim zaman genelde kardeşime de haber veririm ama kendisi pek benimle izleme taraftarı değil. Sessiz bir izleyici olmadığımdan hak veriyorum ona da :D


b. Mısır mı, cips mi?
Cips ama yerken pek de odaklanabilen biri değilim. O yüzden genellikle yeme ve izleme etkinliklerini ayrı ayrı yapmayı tercih ediyorum :D

c. İki boyutlu mu, üç boyutlu mu?
Her gözlüklü insanın kabusu olan 3D şeytan icadıdır. Gözlük üzerine 3D gözlüğü takmayı deneyen çoğu insanın 2 boyutluyu seçeceğini düşünüyorum :D

d. AVM sineması mı, sokak sineması mı?
Sokak sineması nedir? Yenilir mi içilir mi bilmediğimden AVM sineması diyeceğim mecburen.

e. Filmden önce filmin fragmanını izlemek mi, yorumları okumak mı?
Her ikisini de yaparım. Spoilerden korksaydık film izlemezdik :p

Evvet sonuna geldik bir mimin daha. Çoğu kişi mimi ya yaptığı ya da başka birileri tarafından mimlendiği için bana mimleyecek pek kimse kalmadı. O yüzden Rüya Kitaplık blogundan Ecrini ve mimi yapmayan ama yapmak isteyen herkesi davet ediyorum.
 Keyifli günler!

2 Şubat 2018 Cuma

Kitap Yorumu: Otranto Şatosu-Horace Walpole #kom2018 #geok

M E R H A B A L A R
Blogda daha önce bahsetmiştim Büyülü Ayraç blogundan Berfin'in Gotik Edebiyat Okuma Kulübü kurduğunu. Geçtiğimiz ay açılışı gotik eserlerin ilki olarak kabul edilen Otranto Şatosu ile yaptık.

Otranto Şatosu, Prens Manfredi tarafından yönetilmektedir. Manfredinin oğlu evleneceği gün gizemli bir şekilde dev bir miğferin altında kalarak can verir. Manfredinin tek varisi yok olunca şatonun hakimiyetini kaybetme korkusu Manfredinin zalim planlar kurmasına neden olur. Bu sırada şatoda gizemli olaylar arka arkaya patlak vermeye başlar.

Çabuk okunan bir kitap olmasına rağmen Otranto Şatosunu pek sevemedim ben. Bunun en öne çıkan nedeni karakterler kesinlikle. Karakter derinliğinden ve gelişiminden yoksunlardı. Özellikle Manfredinin karısı Ippolita çok sönük, olayların seyrinin değişmesinde hiçbir etkisi olmayan bir karakterdi. Sürekli Manfredinin ağzından çıkacaklara bakıyor oluşu beni çıldırttı adeta.


Kitabın 1700'lü yıllarda yazılmış olduğunu göz önüne alırsak belki biraz fazla yükleniyor olabilirim. O döneme göre iyi olabilir ama günümüz okuyucusunu tatmin edecek bir kitap değil kesinlikle. Gotik türünün meraklısıysanız; bu şatolar, karanlık mahzenler, gizli geçitler, hayaletler edebiyata ilk olarak nasıl girmiş diye merak ediyorsanız o zaman okumanızı öneririm. Aksi takdirde pek de gerekli olduğunu düşünmüyorum. 

Beni rahatsız eden bir noktayı daha söyleyip yorumu bitireceğim. Kitabın birinci basımına yazar bir önsöz yazmış ve bu önsözde sanki hikayeyi kendisi yazmamış da bir kitaplıkta bulunan İtalyanca halini İngilizceye çevirmiş gibi anlatmış. Anlatırken de bol bol övmüş yazarı (kendisini) hatta. Sonra kitabın ikinci baskısına bir önsöz daha yazmış ve burada da okurlarını kandırdığı için özür dilemiş. Kamuoyundan olumlu tepkiler gelince kitabı sahiplenmiş yani. Bu davranışı da kitaba olumsuz bir şekilde başlamama neden oldu. Kadın olsaydı hoş görürdüm ama mevkisi de gayet iyi olduğu halde okuyucuyu kandırması hoşuma gitmedi. Okuyuculardan olumlu tepki gelmeseydi asla sahiplenmeyecekti demek kitabını.

Öyle işte. Klasik Okuma Şenliği 2018'in ve Gotik Edebiyat Okuma Kulübünün ilk kitabı olan Otranto Şatosu böylelikle benden 5 üzerinden 2 yıldız aldı. Meraklılarına duyurulur :D Peki siz okudunuz mu Otranto Şatosunu ya da okumayı düşünüyor musunuz? Okuduysanız kitap hakkında ne düşünüyorsunuz? Buyrun yorumlara^^ 
Keyifli günler!

Yeni Yazılardan Haberdar Olun