20 Nisan 2017 Perşembe

Kitap Yorumu: Hava Uyanıyor-Elise Kova (Air Awakens #1)

Kitap Adı: Hava Uyanıyor #1
Orijinal Adı: Air Awakens #1
Yazarı: Elise Kova
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Genç Yetişkin, Fantastik
Sayfa Sayısı: 400
Basım Yılı: 2016
Goodreads Puanı: 4,02/5
Puanım: 2,5/5


Solaris İmparatorluğu, başkenti birleştirmeye bir zafer uzağındaydı ve nadir görülen büyüsel bir yakınlığın sahibi, on yedi yaşındaki kütüphaneci çırağı Vhalla Yarl savaşın seyrini değiştirebilirdi.

Vhalla, Büyücüler Kulesi’ndeki gizemli büyü topluluğundan uzak durması gerektiğini bilerek büyümüştü ve kitapların sessiz dünyasında oldukça mutluydu. Ancak farkına varmadan, gelmiş geçmiş en büyük büyücülerden biri olan Prens Aldrik’in hayatını kurtardıktan sonra, yavaş yavaş onun dünyasına doğru çekildiğini hissediyordu. Şimdi önünde vermesi gereken zor bir karar vardı: Ya büyüsünü kabul edip bildiği hayatı terk edecek ya da büyücülükten defedilip eski haline dönecekti. Gölgelerde dolanan kudretli güçlerle birlikte, Vhalla’nın kararsızlığı ona sandığından çok daha fazlasına mal olacaktı. 
Sevenleri kusura bakmasın ama Hava Uyanıyor'u iki kelimeyle tarif etmek gerekirse şişirilmiş bir balon derdim. Kitaptaki fantastik öge element bükmek (kitaptaki adıyla yakınlık kurmak) olunca kitabın adı sürekli Avatar: Son Hava Bükücü çizgi dizisiyle birlikte anılıyordu ve Avatar da benim en sevdiğim yapımlardan biri olduğu için kitabın da aynı muhteşemlikte olduğunu düşünüyordum. Ne kadar yanılmışım. 

Kitapta ateşi kontrol eden ateştutucular, havayı kontrol eden rüzgargüdücüler, suyu kontrol eden suakıtıcılar ve toprağı kontrol eden yerkırıcı büyücüler var. Ha tabi bir de sıradan insanlar var. Bu sıradan insanlarımızdan biri de Vhalla Yard. Kütüphaneci çırağı olarak hayatını sürdüren olan Vhallanın bir olay sonucunda bir büyücü, hatta 100 yıldır görülmemiş bir büyücü olduğu ortaya çıkıyor: bir rüzgargüdücü.

Buraya kadar kulağa iyi geliyor değil mi? Kitap tam da bu noktadan sonra açılacakmış gibi geliyor ama maalesef. Vhalla büyücü olduğuna bir türlü inanmıyor. Ben büyücü olamam da olamam diye tutturuyor ve ben okurken kafamı duvara sürtme isteği ile dolup taşıyorum. 

Büyücü olduğunu kabul ettiğinde de absürtlükler bitmiyor ne yazık ki. Bilinçli olarak ilk büyü yaptığı bir bölüm vardı ki evlere şenlik. Neredeyse sıfır uğraşla büyü yapmayı başarıyor kızımız. Bahanesi de çok yetenekli, çok zeki bir büyücü olması. Tamam yazdığın karakter çok yetenekli olabilir ama bırak biraz hata yapsın, hatalarından bir şeyler öğrensin, çalışsın, çabalasın. Başarının böyle löp diye sunulması kurgunun inandırıcılığını yok ediyor bence. 

Prens Aldrikle ilişkisi var bir de beni hiç tatmin etmeyen. Bu kadar gelişimden yoksun bir ilişki yazılabilirdi. İkilinin diyalogları çok ruhsuz ve boştu. Ne ara birbirlerine aşık olduklarını ise kesinlikle anlayamadım.

Ayakları yere basmayan bir kurgu, gelişim göstermeyen karakterler ve sırf fantastik kategorisi altında gösterilebilmek için serpiştirilmiş büyü ile Hava Uyanıyor 5 üzerinden 2 alan bir kitap oldu benim için. Yazık oldu, cidden çok yazık oldu. 


9 Nisan 2017 Pazar

Pazar 6'lısı: Okumak İstediğim 6 Seri


Bugünün pazar olduğunu ana sayfadaki pazar 6'lısı yazılarını görünce fark ettim desem? Hafta sonuna bile vize konulduğu için hafta içinden bir farkı olmayan bir gündü benim için ta ki Pazar 6'lısını görene kadar. Hızlıca 6'lımı paylaşıp ders çalışmaya kaçacağım.


1)Buz ve Ateşin Şarkısı - G. R. R. Martin
Dizinin ilk üç sezonunu izlemiştim. İlk kitap ilk sezonla bayağı birebirmiş. Sonunu bildiğim için ilk kitabı okumak belki biraz sıkıcı olabilir. O yüzden erteliyorum seriyi. 

2)Kral Katili Güncesi - Patrick Rothfuss

Tuğla kadar kalın olmasalar korkmayacağım okumaya ama 1000 küsür sayfadan oluşuyor kitaplar el insaf! 

3)Centilmen Piçler Serisi - Scott Lynch

Aslında ilk kitap olan Locke Lamoranın Yalanlarına başlamıştım ve çok da sevmiştim ama sonra araya giren şeyler yüzünden kitabı yarım bırakmak durumunda kalmıştım. Bir ara tekrardan başlayacağım umarım.

4)Cehennem Makineleri - Cassandra Clare

Aslında Cassandra Clare'in Ölümcül Oyuncaklar serisini biraz okumuş ama çok sevmemiştim. O yüzden de Cehennem Makinelerini okumak aklımda yoktu. Sonradan seriyle ilgili çok fazla olumlu yorum okudum. Bir de okuyucuları ikiye bölen bir aşk üçgeni varmış. Sırf hangi tarafta yer alacağımı görmek için bile okumak istiyorum :D

5)Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglas Adams

6)Milenyum Serisi - Stieg Larsson


Sizin okumayı planladığınız seriler neler? Mutlaka okumalısın dediğiniz seriler varsa benimle paylaşmaktan çekinmeyin lütfen. Keyifli günler!

4 Nisan 2017 Salı

Kore Dizisi Tanıtımı: Third Rate My Way (2017)

Tür: Romantik
Yönetmen: Le Na Jeong
Senarist: Im Sang Choon (Oh My Venus)
Kanal: SBS
Bölüm Sayısı: Henüz belli değil
Prodüksiyon: Pan Entertainment (Kill Me Heal Me, Doctors)
Yayın Tarihi: 8 Mayıs 2017
Yayın Günleri: Pazartesi ve salı

Third Rate My Way Konusu ve Karakterler

Dizi karşılaştıkları zorluklarına rağmen hayatta istedikleri yolda ilerlemeye çalışan iki gencin hikayesini anlatmaktadır.

Go Dong Man eskiden ünlü bir tekvandocudur fakat şimdilerde adı bile bilinmeyen bir karma dövüş sanatları dövüşçüsüdür. Choi Ae Ra ise bir mağazanın bilgi işleminde çalışan ama günün birinde haber spikeri olmak isteyen bir gençtir. Choi Ae Ra ve Go Dong Man birbirlerini uzun süreden beri tanıyan iki yakın arkadaştırlar. Zamanla aralarındaki arkadaşlık aşka dönüşür.

Dizi, izleyicilerin kalplerini şeker kaplı bir romantizm hikayesinden ziyade gerçekçi bir romantizm hikayesi ile yakalamayı amaçlıyor.


Third Rate My Way Oyuncular


Park Seo-Joon - Go Dong-Man

Kim Ji-Won - Choi Ae-Ra
Ahn Jae-Hong - Kim Joo-Man
Song Ha-Yoon - Baek Seol-Hee
Kim Sung-Oh - Jang-Ho


Third Rate My Way Trailer

Henüz yayınlanmadı. Yayınlandığında eklenecektir.

***

Önce The Heirs ile sonra da Descendants of the Sun ile öne çıkan Kim Ji Won sonunda hak ettiği başrole Third Rate My Way ile sahip olucak. Diziyi izleneceklerime atmamdaki en büyük etkendir aynı zamanda kendisi. Dizideki erkek başrol oyuncumuz Park Seo Joon ise She Was Prettydeki rolü ile bazılarının gönlünde taht kurarken bende tam tersi bir etki yapmıştı maalesef. Neyseki daha sonra izlediğim Beauty Inside filmindeki rolü ile bu kötü izlenimi silmişti. 

Genelde bir dizi için oyuncular belirlendiğinde ufak da olsa başrollerin birbirine uyup uymadığı konusunda bir fikrim olurdu ama bu sefer hiçbir yorumda bulunamıyorum. Anlaşılan kimyalarının uyup uymadığına ancak izleyince karar verebileceğim. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Başrollerimiz sizce uyumlu mu? Kim Ji Won başrolün hakkını verebilecek mi?

Şimdiden herkese keyifli seyirler!^^